
Aşikar Yüzbaşı ve Pembe Filin Hikayesi
İnsanlar çok tuhaflar. Gözlerinin önündeki en bariz şeyleri görmezden gelme eğilimindeler. Küçük ayrıntılarla boğuşurken en görünürde olanı unutuyorlar. Bu belki de insanoğlunun geçmişinin bir kalıntısı, bir ortama uyum sağlama ve hayatta kalma mekanizması.
Dünyayı İnternet kurtaracak.
Biliyorum, abartılı veya naif bir düşünce gibi geliyor.
Ama bence aynen öyle olacak. Dünyayı İnternet kurtaracak.
Dur ve dinle şimdi. Evet tam şu anda. Dinle. Etrafında daha önceden duymakta olduğunu fark etmediğin çok fazla ses var. Ama eğer onları arkaplan gürültüsü olarak sınıflandıran bir beyne sahip olmasaydın beynini etkileşimde bulunmadığın ve değiştiremeyeceğin nesne ve olaylarla sürekli meşgul ediyor, yoruyor olacaktın. Bu çok mantıklı bir adaptasyon. Bir lütuf ve bir lanet.
Ya diğer duyuların? Vücudunun en az bir noktasında kaşınma hissi olmadığını söyle bana. Dilinin ağzında rahatsız bir pozisyonda durduğunu fark etmiş miydin? Gözlerin bu yazıyı okurken bir yandan da ekranın etrafındaki bütün diğer nesneleri bilinçli olarak seçiyor muydu? Ya ağzındaki tad? Demin diline odaklandın ama ağzındaki tada odaklanmadın değil mi?
Tamam, sıkıldım. Biliyorum hep duyular düzeyinde örnekler verdim ve gayet basit ve gereksiz örnekler gibiydiler. Asıl sözünü etmek istediğim konu beyninin odaklanma mekanizmasının seni apaçık olan şeylerden uzaklaştırıp "belli bir bağlamda sana gerekli" olan şeylere odaklaması.
Daha üst beyin işlevlerinin duyularınla ilgili olanlardan daha başarılı çalıştığını düşünüyor musun gerçekten? Hangisinden örnek vereyim istersin? Değer yargıların, duyguların? Siyasi görüşün? İnançların? Beyninin bu düşünceleri oluştururken yaptığı muhtemel hatalardan örnekler vermemi istiyor musun? İnançlarını, görüşlerini sınamamı istiyor musun? Yoksa şimdiden bir rahatsızlık duymaya başladın mı? Hangisi konusunda yeterince kendine güveniyorsun? Ne kadar özgür zihnin? Peki seni tanımlayan bu düşüncelerin hangisi sen farklı bir yerde ya da farklı bir aileye doğmuş olsaydın aynı olacaktı? Biliyorum, muhtemelen cevabın inkar niteliğinde. Gerçekten inanıyor musun buna? Eğer gördüğün hemen herkes anne babasının görüş ve inançlarına sahipse, senin görüş ve inançlarının (en azından büyük bir çoğunluğunun) da kültürel kalıtımdan ibaret olmadığını neye dayanarak iddia edebilirsin ki? Kültürünün ve çevrenin esiri olmuş bir akla değil özgür bir akla sahip olduğun fikri sana gerçekçi geliyor mu? Düşüncelerinin perspektifinin dar olduğunu ne zaman kabul edeceksin?
Kendimi ayrı tuttuğumu mu düşünüyorsun?
Şairin dediği gibi, sadece ayakkabı giyen maymunlarız biz.
Ama nasıl oluyorsa, dünya değişiyor. Şimdiye kadar değişmediği bir hızla değişiyor hem de. Farkında değilsen fark et. Açılıyor insanlar, toplumlar. Kimse eskisi kadar küçük düşünemiyor artık. Ayrıntılarda boğulmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Ve bunu İnternet yapıyor. televizyona, radyoya, yazılı basına benzemiyor İnternet. Bilgi her yerden her yere herkesten herkese ulaşabiliyor artık, tekil merkezlerde filtrelenmeden, sansürlenmeden. Üstelik en bilimselinden en gereksizine, en sanatsalından en çirkinine, en tuhafına her tür bilgi. İstediğimiz her şeyi görürken, istemediğimiz her şeyi de görüyoruz, ve dar zihinlerimize sığmıyor gördüklerimiz. Karşılaştığımız her yeni şeyde tekrar fark ediyoruz kendi sorunlarımızın yerelliğini, önemsizliğini. Daha evrensel sorulara cevap bulabilmek için genişletmek zorunda kalıyoruz her gün bakış açımızı. İşte tam da bu yüzden,
Dünyayı İnternet kurtaracak.
Peki bütün bunların pembe fille ne alakası var?!
