
Olaylar olaylar
Merhaba!
Dün yazdığım bir haber üzerine birtakım "yaratıcı" eleştiriler aldık. Görülen o ki 21.yy'ın Türkiye'sinde insanlar hala gerçek haberin değil de karşı kutbun yerildiği veya kendi kutbunun övüldüğü haberlerin peşinde.
Darlandım.
Sonra da "Keşke birbirimizi tanıyor olsak ve ne kadar alakasız birine bu eleştirileri yaptığınızı bilmiş olsanız" dedim ve verdim kendimi bu köşe yazısına.
Öncelikle bilmelisiniz ki haber yaparken topladığımız bilgiler, üzerine kendi yorumlarımızı eklemeksizin yaptığımız alıntılardan yararlanılarak paylaşılır; söylenenler habere aynen eklenir. Bu nedenle haberdeki cümleleri, yazarın cümleleriymiş gibi değerlendirirseniz yanılırsınız. Dolayısıyla yaptığımız bir haber sonucunda yandaş medyanın takdirini kazanıp, karşıtların ise tukakalarıyla karşılaşırsak da buna sadece gülerim, inanın. Hayır yandaş medyanın takdirini toplamayalım demiyorum, hobi olarak yine toplayalım. Ama "takdir toplama" amaçlı haber yapamayız. Haber için tek bir niteliksel önşart vardır, yazılanın "gerçek" olması. İTÜ24 ekibi olarak her zaman yaptığımız şey aslında sonucu düşünmeksizin sadece gerçeği yazmak, tek amacımız bu, bunun bilinmesini isterim.
"Karşı kutbun yerilmesini istemek" demişim, ama bu tarz haberlerde "karşı kutbu"nuzu da doğru belirlemek lazım. Ben İTÜ'de okuyan bir öğrenciyim ve ne olursa olsun İTÜ'yü savunabilmek isterim. Yani TOKİ başkanının oğlu da olsa, İTÜ'lü bir asistana "işini yapmıyor" damgası vurulmuş olması, İTÜ'lü bir öğrenci veya öğretim görevlisi olarak sizi ne derece rahatlatırdı bilmem; ama bana kalırsa iyi ki bu haber doğru değilmiş ve iyi ki doğru olmadığını yazabildiğimiz bir İTÜ24 var.
Yani öyle işte.
Olaylar olaylar.
21.yy'dayız ve insanlar hala doğru haberin değil de "karşı kutbun" yerildiği veya kendi kutbunun övüldüğü haberlerin peşinde, evet. Ama olsun. Kendim dahil olmak üzere herkesin hoşuna gidecek şeyleri değil de gerçekleri yazmaya özen göstermeye devam edeceğim ben.
Yoksa İTÜ'de Avukatlık vardı da biz mi okumadık?
