
Ben Her Sonbahar Aşık Olurum-2
2. Bölüm
ders başlayalı tam 3 yıl oldu. Dersimi almaktan harap ve bitap düştüğüm ama yılmadığım bir gündü. bir nisan sabahıydı. 3. yılın son dönemecine giriyorduk. ben aynı bendim yine. hala bir formül bulamamıştım. kırmızı pembe bej ve ela gözler. ela gözler demişken ela hala yanımda yanı başımda . artık aramızda öyle onbeş sıra falan da yok.
e daha ne istiyorsun? eğdin yine yüzünü. anlaşıldı sen beceremeyeceksin bu işi. kimse var mı hayatında? benim mi? ha, senin... ya sabır! senin değil ela nın ? bildiğim kadarıyla yok. Güzeel... Güzel tabi ki çok güzel. gözleri ve adı aynı . kendi de aynı. bir ela bu kadar ela olabilirdi. hoppala! Güzel olan yani konumuz güzelliği değil. onu anladık. halinden belli. dimdik duruyorsun! mesele hayatında kimse olmaması. baka sana bir fikir vereyim. ha ha haa haaa! komik değil mi? kaçıncı fikir verişim kaçıncı fikir isteyişim. senden başka bir bedene, bir beyine bu kadar enerji sarf etseydim bir romeo çıkardı bir ferhat çıkardı be kardeşim! sen ne anlamaz ne korkak ne çabuk vazgeçen bir adamsın! ne kararsızsın sen be! Şimdi dinle sana en son ve vurucu ve de en parlak fikrimi söylüyorum. Git konuş! Git konuş Ela ile. Bu mudur fikrin? ne oldu beğenemedin değil mi? Sana kaçıncı defaya söylüyorum bırak kurmayı! Git konuş! bak eskisi gibi de değilsin. çok değiştin. hakikatten değiştin. sana çok şey kattı bu aşk! Tüüüh ağzımdan kaçtı! idare et. yalan mı aşıksın bal gibi de! bak kalp sıkma canımı! ne yaparsın durdurur musun beni? ha ha ha haaaaahhaahaa! neyse artık yeter bak bu güzel bahar gününde gel kırma beni! zaten her tarafım yara bere içinde. parçalarımı birleştiricem diye çarpınıp duruyorum. bir de ela yı gördüğündeki bana ezberlettiğin ritim de cabası. haydi artık üzme beni! gidelim yanına bak gelecek birazdan. her günkü gibi yerini aldın bekliyorsun. geleceği zamanı, gireceği dersi, kantindeki köşesini ezberlettin bize! ne yapalım diyor beynin düşünüyor ama her seferinde vazgeçiyor. Eeee… haydi inadı bırak! Bak sana gerçekten son bir teklifim var. Neymiş o? Gidip konuşayım mı? ha ha ha! yok be dinle gerçekten. dinleyecek misin? mecbursun zaten de, neyse bak anlatıyorum! bugün bu işi bitirelim ama sen her şeyi ama her şeyi bana bırak bir defa sadece ben idare edeyim seni. kalbinin sesini dinle ona uy bir defa! bak gerçekten senden rica ediyorum bana bırak idareyi bugünlük! Sana mı! Nasıl yani? ben ne dersem onu yapacaksın. sen yoksun bugun. sadece ben varım. beceremezsek ? Aman ha düşünme bile! ne demek beceremezsen? benim içine girip de halledemediğim bir konu mu biliyorsun hayatında? gel haydi çok düşünme ! düşündükçe vaz geçeceksin. yine iki tost bir çay ve günaydın, günaydın, naber, iyidir senden ne haber, hangi ders , ıvır zıvır , ......., bir dolu saçmalık. ben ne mi vaat ediyorum? hayatının aşkına ilk kez dokunabilmeyi, onunla konuşabilmeyi ve fark edilmeni vaat ediyorum. haydi canım! gülümsedin bak! sende hayat var oğlum! gel inat etme dinle beni. ben senin sesinim. sen her sonbahar aşık olursun ama kışını yaşarsın. ben sana dört mevsim vaat ediyorum. dinle sesini! sadece beni. sen her sonbaharda aşık olursun....
bugün cok farklı bir gün . ona sevdiğimi söyleyeceğim. Kıyafetlerimi sectim. Sacım başım da düzgün. Çok da abartmayalım… biraz doğallık fena olmaz. Herkes bir taraflarda. Anne ben çıkıyorum!............. Duymadı … Neyse biz işimize bakalım. Çıkalım bahçeye! Eveeet planımızı gözden geçirelim. Bugun sabah iki ders var ondan sonra boşuz. Tam iki saat. Muhtemelen kütüphaneye gidecek yine. Ama ben onu engelleyip; okulun dışında bir yere gitmeye ikna edeceğim. Nereye, nereye? Hah! Tamam. Sultanahmet te her zaman ki kafeye. Olur mu? Olur, olur! Zaten fazla ayrıntıya girmeyelim beceremeyeceğim diye ….. Hoop! Gene aynı sese takıldık! Benim ki , benimki! Tamam be! Anladık, seninki! Dur kafamı karıştırma! Orada otururken anlatacağım. Nerden başlasam? Heeey! Tamam dedin ya! Tamam, baştan başlayacağım ve hepsini anlatacağım.
Ela!
Efendim! Ne oldu?
Ela, gel biraz dışarı çıkalım.
Kütüphaneye…
Biliyorum ama gel bak hava çok güzel biraz dolaşalım bahçede! Bir gün de kütüphane sensiz bensiz kalsın. Ne olacak?
Hayırdır sende bir hal var ama… gidelim bakalım bahçeye!
E, haydi o zaman! Buyurun bu taraftan.
Bu ne şimdi? Nesi var bu çocuğun. Benimle ne alakası var bahçenin. Başka zaman ‘’iyi günler’’ ya da ‘’görüşürüz’’ der benden önce çıkardı sınıftan. Bir derdi mi var ya da bir şey mi soracak? Aslında bugün biraz değişik bir havası var ama yok ya ben abartıyorum galiba. Sadece biraz daha şık giyinmiş, saçlar biraz daha düzgün ama…Abartıyorum herhalde. Her zamanki gibi duruyor her şey. Belki de bir yere gidecek okuldan sonra. Kız arkadaşı falan vardır belki de . çok fazla şey anlatmıyor ki. Merhaba, merhaba… Nasıl oluyorsa hep yanımda ama. Bir şeye ihtiyacım olsa ya da ne bileyim işte hep yardımcı oluyor. Bir ara takip ediyor sandım ama yok etmiyor. Normal yani. Şimdide aynı bir fark yok. Yürüyor önden! Bahçeye dedi ya! Herhalde bir kenarda oturacağız. Bir şeyler anlatacak. Soracak belki de? Yoksa Aylin mi? Geçen gün gördüm . derslikte yan yanaydılar. Bir şey anlatıyordu bu ! ancak! Aylin dinlemiyor sadece bakıyordu! Aralarında bir şey mi var acaba? Bana Aylin i soracak besbelli. Eyvah, bugün de geç geleceği tuttu kızın. İyice meraklandım şimdi. Tuhaf bir rahatlama geldi esasında. Eğlenceli olacak bu konuşma ! bir günlük kütüphaneyi kırmaya değer yani!
Bahçeye geldik. Ne tarafa?
Ela…
Söyle bakalım şimdi ne var?
Gel ya dışarı gidelim. Lütfen!
Dışarı derken!
Ya, şu kafeye. Fazla uzağa değil korkma! Her zaman siz gidiyorsunuz ya! Şimdi de ben gidelim diyorum!
Sultanahmet’ e , kafeye, sen…
Haydi, Ela! Bırak dalga geçmeyi.
Tamam gidelim. Gidelim de bir ip ucu ver sende!
İp ucu yok. Gidelim bir kerede ben bakayım nasılmış.
Tamam …. Tamam… Gidiyoruz.
Sağol !
İlk aşamayı başardım. Şimdi derdimi de anlatırsam bayağı büyük bir yük kalkacak üstümden. Hele ki karşılık verirse… Verir ise benden daha mutlu bir insan olmayacak bu dünyada. Yılların ağırlığı , kiri ve pası silinecek üzerimden. Ellerini tutmak ve yüzüne dokunmak, onunla konuşabilmek. Sesini dinleyebilmek ve nefesinin hükmüne girmek… Aşk! Kalbim! Var ya; sesin çok güzelmiş!
Ne Sultanahmet i yaa! Neyse olsun ! bakalım ne çıkacak altından. Kesin benim tahmin ettiğim şey! Hali, tavrı bana sadece bunu çağrıştıryor. Bu kadar uzağa gitmesek de olurdu aslında. Gerçi uzak derken benim gibi kütüphane kurduna uzak! Yoksa kaç dakikalık yol ki? Keşke , Aylin görüp bir ağzını arayabilseydim. Ona göre konuşurdum. Bir şey sorarsa, ne diyeceğim ki şimdi? Neyse, bakayım falan derim oyalarım. Aylin e sormadan bir fikir beyan etmek olmaz şimdi! Ay, ne heyecanlıymış bu işler?
Gel , şöyle geçelim. Çok kalabalık değilmiş.
Bu saatte kalabalık olmaz. Genelde dersteler. Bizimki gibi az denk geliyor. Bir de müdavimler var tabi.
Bakıyorum da bayağı bilgilisiniz kafe işletmeciliğinde! Bir de gitmiyorum pek diyorsun.
Gözlemlerim çok sağlamdır. Hemen analiz ediveririm.
Bilmez miyim!
Ela, ne içersin veya başka bir şey!
Yok, sadece çay!
Ben de bir çay alayım.
E, dinliyorum artık. Sır küpü gibi konuşmadın o kadar yol yürüdük.
İstersen baştan başlayayım. Dinlersen tabi!
Dinlerim dinlemesine de, artık anlatsan!
Ela, ben yıllarca kapalı bir kutuda , bazen bir fanusta yaşar gibi yaşadım hayatımı. Hep kendimi soyutladım, dışladım her türlü ortamdan. Lisenin son iki yılı biraz kıpırdandım oradan da kapağı buraya attım. İlk günümü bir anlatsam ya da sizi ilk gördüğüm günü.
Bizi derken!
Aylin ve sen! İlk gündü. Hatta daha evveli var ya neyse! Dağıtmadan anlatayım. İlk dönemi hatırlar-sın biraz daha sessiz ve kenarda duran biriydim. Siz bir şekilde beni aranıza aldınız . sonrasında da çok değişmedim ama ilk günkü halimden de eser yok . Aylin in bundaki katkısı çok büyük. Ger-çekten bunu ancak yaşayan anlar, bilir. Şimdi ise bu yılların bana getirdiklerini kaybetmek istemeyişim ve ilk gün . ilk gün kafama kazınan hayal beni buraya getirdi.
Son bölümü yetiştiremedim ama mutlaka 3. Bölüm son bölüm olacak. İlginize ve sabrınıza teşekkür ederim.
Saygılarımla,
Murat TUĞCU
Kimya Mühendisi (İTÜ)
