
İTÜ Aşkı Hatıraları - 1 -
İTÜ Aşkı Hatıraları-1
1995 yılında henüz 17 yaşındayken koymuştum kafaya İTÜ’ye girmeyi. Bunun için kendimi motive etmem gerekiyordu. Masama oturduğumda sürekli göz göze geleceğim şekilde duvarıma “İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği” yazılı bir karton asmıştım. Her ders çalışmaktan bunaldığımda ya da gözlerim uykusuzluktan kapanmak için beynime savaş açtığı en kritik anlarımda bu tabela yardımıma koşardı. O zamanlar internet yoktu tabi. Yani yeni yeni gelişmekteydi. Bu sebeple benim bulunduğum çevrede “o zamanlar internet yoktu” klişesi pek de abartılı sayılmaz. Bu arada “o zamanlar….” kalıbını bir gün kullanacağım aklıma gelirdi de o günün bugün olacağını hiç düşünmemiştim. Artık 17 lik dönemlerimizi ikiye katladık. Haaa içinden sevinen varsa benden kurtuldu diye, merak etmeyin hala İTÜ’deyim :). Kolay kolay bırakmaya da niyetim yok. İTÜ Aşkı bulaşıcı bir hastalık gibi tüm hücrelerimi sarmış durumda çünkü. İstesem de o beni bırakmıyor artık.
Bu parantezden sonra “o zamanlar…” a dönecek olursak; internet olmadığı için ve İstanbul’a otobüsle 18 saatlik uzak mesafede yaşadığım için İTÜ’ye ait görsel hiçbir bilgim yoktu. Ama önemli bir tasvir kaynağım vardı: İTÜ Elektrik Mühendisliği’nde okuyan abim. Trajikomik belki ama “o zamanlar cep telefonu da icat edilmemişti”:). Yani benim bulunduğum ortamda öyle bir icat yoktu.:) Ama bahsi geçiyordu ‘şöyle şöyle bir şey çıkacak diye’… Normal telefonda da kısa görüşmeler yapıldığından İTÜ hakkında bir şeyler dinlemek ve öğrenmek için önce Şubat dönemini, ardından da daha uzun olan Haziran dönemini beklerdim. Abim gelir, İTÜ’yü anlatır, ben de İTÜ resmini hayalime çizerdim. ÖSS-ÖYS sınavları sonrası yerleştirme sonuçlarını nerden öğrendiğimizi tahmin edebilecek bir arkadaşımız var mı? Hadi kısa süreli de olsa tahmin edin. Hişşşt bizim dönem kopya yok! Tahminlerde bulunanlar için cevap veriyorum: “Sınav Sonuç Gazetesi”. İlk kez duyanınız olabilir, ya da ailede büyüklerinden duymuş olanlar olabilir. Neredeyse bir kitap niteliğinde olan bu devasa gazeteden önce haşır huşur ÖSYM numaralarımızı arardık. ÖSYM numaralarımızı bulduktan sonra karşısında kazandığımız bölümün kodunu alıp, bu koda karşılık gelen üniversite-fakülte-bölüm bilgisine başka bir tablodan ulaşırdık. Tabi ki çok zor ve çok zaman almazdı ama onun iliklerimde yarattığı heyecan geldi gözümün önüne bir an….Önce ÖSYM numaramızın o gazetede bulunmasına çok sevinirdik bir kere. Çünkü numaranız varsa artık bir üniversitelisiniz demek! Sınav Sonuç Gazetesi sadece kazananları ilan ederdi. Tabi sınav performansı hakkında bilgiler edinemezdiniz. Matematikten kaç yanlışım çıktı? Fen Puanım kaç? Mat Puan sıralamasında Türkiye kaçıncısıyım? AOÖP kaç? gibi sorulara ancak ‘sınav sonuç belgesi’ elinize ulaşınca cevap alabilirdiniz. Köyümde radyo dinlerken haberlerde ÖSYM yerleştirme sonuçlarının açıklandığını öğrendiğimde hemen şehir merkezine gittim. Hemen dediğim 3-4 saat. Çünkü günde tek sefer yapan köy-şehir hattı otobüsü sabah erken gitmişti. Ben de ana asfalta kadar traktör, kamyonet vb. araçlarla “el kaldırma yöntemiyle” (otostop) gelerek şehre çalışan ticari bir araca binme olasılığımı arttırdım. Şehir merkezine vardığımda heyecandan ölmek üzereydim. Hemen şehirdeki tek ana caddede bulunan Sınav Sonuç Gazetesi almaya yola koyulmuştum ki bir arkadaşıma rastladım ve onun elinde bu gazetenin olduğunu gördüm. Daha ben konuşmaya başlamadan arkadaşım “ÖSYM Numaranı Söyle” diye haykırdı. Vee nefeslerin tutulduğu an… bir çok İTÜ’lünün bu duyguyu yaşadığını biliyorum. O duyguyu yaşadığınız an geldi mi aklınıza? Çoktandır unutmuştunuz değil mi “o zamanları”?
Sınav Sonuç Gazetesi veya internet… İTÜ’lü olduğunu ilk öğrenme yöntemleri dönemden döneme değişse de “İTÜ’lü olmak duygusu” sanırım ortak yanımız, ortak değerimiz. Aşık olanlar iyi bilir İTÜ Aşkını …Bir sonraki yazımda İTÜ’yle buluşmamızı ve kucaklaşmamızı anlatmaya çalışacağım. Hoşçakalın!
Adem POLAT
