
Hakkıyla Yönetim ve Hakemlik
Futbolda hakemlerin yeri hiç şüphesiz ki çok önemli ve saygıyı hak eden bir konumdadır. Böyle saygın bir kurumu ve bu kuruma dahil olan hakem arkdaşların İTÜ fakülteler arası futbol turnuvasında zor duruma düştükleri son maçlarla görülmektedir. Bunu başlıca sebebi lisansı dahi bulunmayan futboldan anlayan ya da anladığını zanneden arkadaşların hakemliğe kalkışmasıdır.
Hakem olmak için önce bir eğitim alırsın sonra yazılı sınava girersin en son olarak da koşu sınavlarına girersin ki bu koşu sınavları o kadar basit değildir. Hakem olmak isteyen adaylardan yazılı sınavdan 100 üzerinden en az 70 almaları ve 2600 metreyi 12 dakikada koşmaları istenir. Aksi takdirde, hakemliğe başlamadan kariyerin bitmiş olur. Futbol bilgisi olup kural bilgisi olmayan adayların ve antrenmansız adayların bu sınavları başarıp hakem olmaları hayalden öteye geçemez. Bu kadar ciddi bir kurum ince eleyip sık dokuyorken yanlış mı yapıyor? Tabii ki de hayır. Olması gerekeni uyguluyor. Çünkü sahada yaşanabilecek hata ve hatalar takımların ve oyuncuların emeklerinin, aylarca harcadıkları eforların ve paraların hatalar silsilesi ile boşa gitmelerine sebep oluyor. Bu olumsuzluklarla karşılaşmamak için hakemler gerek antrenmanları gerekse eğitimleri ile çok dikkatli bir şekilde takip ediliyor ve en formda şekilde tutulmaya çalışılıyor. Tüm bu dikkatli çalışmalara rağmen çok deneyimli ve profosyonel hakemler bile hata yapabiliyor. Hatalar insan hayatının kaçınılmaz bir gerçeğidir. Maç esnasında saniyenin altıda birinde karar vermek zorunda olan hakemlerden hata yapmamalarını ve %100 doğru kararlarla tüm maçlarını yönetmelerini beklemek büyük haksızlık olur. Ancak bu hataların kasıtlı olması ve birbirini takip etmesi sorunlara ve içinden çıkılamaz durumlara yol açıyor.
Bu hatalardan son günlerde gerçekleşen ve hala devam etmekte olan fakülteler arası futbol turnuvasındaki maçlar da nasibini almış bulunmaktadır. Yaşanan hakem hataları sonrasında fakültelerin hiç biri memnun değil. Çünkü fakülteler bu turnuvayı ciddiye alıyor ve çoğu takım 6 ay öncesinden antrenmanlara başlıyor. Harcadığı eforun yanında bir de takıma forma ayarlamak için maddi giderleri oluyor. Sonra bir hevesle maçlar başlıyor ve her sene yaşandığı gibi hakemlerin öğrencilerden olması bekleniyor. Niye? Çünkü bütçe ayrılmıyor ve lisanslı hakemler getirilemiyor. Hali hazırda maçlara çıkan lisanslı 2 hakemle de bu turnuva yürümüyor. Hakemlik sahada bir bütünlük ister yardımcı hakem ve hakem uyum içerisinde olmalıdır. Ayrıca yardımcı hakemlerde en az hakemleri kadar bilgili olmalıdır yoksa vay o maçın haline. Bu duruma, 3 hakeme verilecek maç başı 100'er liranın ayrılamaması neden oluyor. İTÜ'de okuyan onlarca lisanslı hakem arkadaşımız var. Onlara ücreti ile maçlar yönetmeleri teklif edilse geri çevirmeyeceklerdir. Bu durum hem öğrencilere maddi destek olmak hem de İTÜ gibi nezih bir kurumda sadece bilimi değil sporu da desteklediğini göstermenin onlarca yolundan biridir. Bunu ben demiyorum! Sayın Rektörümüz bir açıklamasında ''Sadece bilime değil sanat ve spora da destek vereceğiz, İTÜ'yü Türkiye'nin UKLA'sı yapacağız'' demişti. Hal böyle iken hala bir çözüm bulunmaması bundan sonraki maçların da kaderinin aynı olacağını gösteriyor.
Gruplarda oynanan maçlar 16 Nisan'da sona erdi. Artık telafisi olmayan eleme usulü oynanacak maçlar başlayacak. Umarım en azından kalan maçlarda oyuncuların birbirine ve hakeme olan saygısını kaybetmemesi için adımlar atılır ve hatalar minimuma indirilir.
Nuri ALA
Metalurji ve Malzeme Mühendisliği
